13 Şubat 2014 Perşembe

Keskinoğlu ve Tavuğa Özlem


Merhaba

Geçen gün gazetede bir haber okudum. Tavukçular tesislerine doktorları diyetisyenleri ve gazetecileri çağırarak gezdiriyor diye. Merak ettim tamamını okudum. Kafam biraz karıştı biraz mantık yaptım fakat hala gönül rahatlığıyla bir sonuca varmadım.

2 seneye yakın bir süredir paketli tavuk almıyorum, dışarıda zaten yemem çabuk zehirliyor tavuk beni eğer iyi değilse ve bu risk ki göze alamıyorum. Bir kaç kötü tecrübeden sonra.

İnternette ki sosyal paylaşım sitelerinde gezinen bunlar tavuk değil tümör insanı kanser yapar yemeğin yedirmeyin söylemlerinden güvenim sarsılmış ve korkmuş bir anne olarak tavuk yemesek ölmeyiz dedim ve babamların kümesi dışında kesilmiş tavuk yemedik.

Fakat bazende canımız tavuk istiyor. Hasta olduğumuzda bir tavuk suyu çorba içip şifa bulmak istiyoruz, hemen aklımıza TÜMÖR geliyor vazgeçiyoruz.

Gazete de okuduğum yazı; internette çıkan bu haberler nedeniyle kişi başına tüketilen tavuk yıllık 20 kilodan 17 kilo ya düşmüş. Bunun üzerine Keskinoğlu Tesislerine doktorları gazetecileri davet etmeye başlamış. İnternette çıkan haberleri yalanlıyor ve açıklama yapıyorlar. Açıklamalar mantıklı geldi bana ama nedense yinede tam inanamadım.

Açıklama şöyle ; Tesislerinde 2 farklı tür tavuk bulundurdukları ifade ediyorlar biri yumurta için diğeri et için yetiştirilenler. Et için yetiştirilen tavuklar serbest kümeslerde yerde yetişen doğal tavuklarmış. AB standartlarına uygun olarak 1 metre kareye 14 adet düşecek şekilde konumlandırılıyorlarmış. 4 kg yem yiyorlar ve 2 kg canlı ağırlığa ulaşıyorlar. Bu tavuklar yapıları gereği 45-60 günde kesim ağırlığı olan 2 kg a geliyorlarmış. Broiler cinsi tavukmuş.

Yumurtlayan tavuklar serbest gezinim yaptığı ve 65 haftaya kadar verimli oldukları için biraz daha yaşlanmışken kesiliyormuş. Geç pişmesinin sebebi kas yapısının çokluğu ve aslında bizim kullandığımız tabirle kartlaşmış tavuk oluyor da diyebiliriz. Bizim şikayetimiz ne bu tavuklar tavuk mu 15  dakikada pişiyor eskiden öyle miydi falan diyoruz. 60 günde kesilen hayvan ile 65 hafta  yani 1 yılı geçgin yaşayan hayvan arasında aslında fark olması normal geliyor bana.

Hormon olayına gelince; yetkililer hormon vermenin çok maliyetli birşey olduğunu ve kazançlarının zaten bunu karşılamayacağını ayrıca hormonun su ile yada yem ile verilemeyeceğini sadece enjeksiyon yapılması gerektiğini ve mevcut tavuklara enjeksiyon yapabilmeleri için en az 3 bin kişi daha çalıştırmaları gerektiğini söylüyorlar. Şimdi eğer durum gerçekten böyle ise hiç bir işletme böyle bir maliyetin altına girmez diye düşünüyorum.

Yemler gdo lu diyorum kendi kendime firma diyor ki yerli mısır ile besliyoruz ithal mısır kullanmıyoruz.

E diyorum antibiotik ne olacak ? 2006 yılında yasaklanmış antibiotik kullanımı.

Şimdi bir tarafım diyor ki inan ve güvenle al evine ailene yedir bu tavuklardan bir tarafım da burası Türkiye bize neler neler yedirdiler yine de yedirirler diyor.

Ben işin içinden çıkamadım. Sizler ne yapıyorsunuz. Farklı nereden bilgi alabiliriz. Ne yapmak lazım?


Sevgiler

Alev


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Merhaba

Blogumu okuduğunuzda yorum bırakırsanız sevinirim. Ziyaret ettiğinizi ancak yorumlarınızdan anlayabiliyorum.
Teşekkürler