29 Ocak 2014 Çarşamba

Avgadı Yaylası Mersin


Merhaba


Yağmurlu bir pazar günü; bir gece öncede geç yatmıştık. Buse olmayınca biraz uyuyabildik. 9 gibi kalktık. Kahvaltı yaptık nasıl sallanıyoruz. Hava yağmurlu olunca bir miskinlik çöktü üstümüze. Hemen teyakkuza geçtim. Bir tatil günümüz kaldı. Şöyle baş başa gezelim toz alım yeni bir şeyler keşfedelim. Ne zamandır yapamıyorduk bu gezilerden. 

Termosumuza doldurduk kahvemizi vurduk kendimizi yollara. Önce nereye gidelim diye bir süre düşündük. Sonra benim Facebook da üye olduğum bir gruptan esinlenerek MERDOG ( Mersin Doğa Gezginleri) Avgadı yaylasına çıkalım dedik. Aslında bu grubun güzel gezileri oluyor eğer sevgilimi ikna edebilirsem ki zor görünüyor bizde bu grupla gezilere katılabiliriz. Bizimki özgür ruh kimseye bağlı kalmak istemiyormuş kendi arabasıyla gidip kendi gezmek daha iyiimiş bu nedenle bireysel takılıyoruz.

Erdemli ilçesinden 30-35 kilo metre ötede bu yayla. Bu aradada bir sürü köy geçtik. Aşağıdaki resimler bu köyler deki yapılar. Taş evler çok hoşuma gitti. Yalnız köyler çok pis ve düzensizdi. İnsaat molozlar mı ararsın tarla otlarımı.??? Neden böyle pis bir milletiz hala anlamış değilim. Üstelik müslümanız ( Temizlik imandan gelir) kesinlikle gayrimüslümler bu konuda bizden çok daha iyi durumda. Köyler de gayrimüslüm dokunuşlu evler görmek mümkün hemen anlaşılıyor. İşlemelerinden duvarlarından. 

Buradaki yaylalar daha çok engebeli tırmanışı dik yerler fakat burası değişikti. Denizden 1300 metre yüksekte bir düzlük alan. Plato sanırım tarım arazileri vardı fakat çok bakımsızdı. Kış olduğu için belkide çünkü aşağıda sıcaklık 12 derece idi yukarıya çıktıkça en son 5 dereceye kadar düştü.

Esnaf keyifsizdi. Normalde bu mevsimde kar düşüyormuş oraya insanlar kar görmeye gidiyormuş. Daha kalabalık oluyormuş fakat bu sene kar yağmadığı için işler düşükmüş. Yazın tabi her yaylada olduğu gibi orası da canlanıyormuş. Yazında görülebilecek bir yer. Hatta eğer sert kış başlarsa kar görmeye de çıkarız belki kim bilir. Geçen sene ocak ayında başka bir yaylada vardı kar gitmiştik. Fakat bu sene biraz daha sıcak geçiyor. Yağmur bile daha 3 gündür yağıyor. Koca mevsim de tek bir damla yağmur düşmedi. 

Yolda giderken limonları portakalları gördüm içim acıdı. Ağaçların yaprakları sap sarı olmuş. susuzluktan. Geçen senelerde ne güzel görünüyordu sarılı yeşilli. 


Aydınlar Köyü yaylanın başlangıcı giderken görüp gözümüze kestirmiştik bu sucukçu yu dönüşte affetmedik tabi :) Genelede sucuklarımızı yayladan almayı tercih ediyoruz kasap yapımı sanki daha güzel oluyor. Fakat bu sucuklar o kadar iyi değildi. Karnımızı doyurup dönüş yoluna geçtik.

Hüseyinler Köyünden bir taş ev


Burasıda muhtarlık binası ve Cami


Bazen bu köyler de dolaştığımız da diyorum ki bu insanlar da Mersin de yaşıyor. Fakat dünya dan çok uzak gibiler. şehire çok yakınlar fakat şehir hayatında da bir o kadar uzaklar.
Taş evleri bahçeleri gördükçe buralarda yaşamalı diyorum. Fakat sonra da Mersin in içinde bile yalnızım arkadaş bulmak oldukça zor bu dağın başı köyde insan ne yapar diyorum. Belki yaşlanınca diyorum. O zaman da cancazım diyor ki yaşlanınca uzaklara köylere gidemeyiz. bize kim bakacak hastane lazım postane lazım o da doğru bir yandan. Ne yapacağımızı konuşa konuşa yolda bir de limon molası vererek ( Evin ihtiyacı limonları bahçelerden topluyoruz göz hakkı) Mersin e döndük.

Spor a gittik. Hava oldukça soğuktu bütün gün üşüyünce kendimizi sauna da bulduk kemiklerimiz ısındı ohh dedik sporumuzu yaptık yüzdük yıkandık paklandık döndük evimize pestilimiz çıkmış. Vurduk kafayı yattık.

Güzel bir pazar oldu. Bakalım bir sonraki yolculuğumuz nereye olacak. Hava soğuk olduğu için dışarıda pek yürüyüş yapamadık. Darısı güneşli günlere.......


Sevgiler

Alev




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Merhaba

Blogumu okuduğunuzda yorum bırakırsanız sevinirim. Ziyaret ettiğinizi ancak yorumlarınızdan anlayabiliyorum.
Teşekkürler