19 Şubat 2013 Salı

Edirne


Merhaba

Sömestre tatilinin ikinci yarısında sevgili eşimin süprizi ile bayaki bir gezdik. Bizim gezilerimiz spontan gelişir genelde bu gezimizde aynı öyle oldu. Aslında otelde havuz spa hamam yapacakken otelin azizliğine uğrayarak iyi de birşey yaptık. Edirne yi gezdik. :)

Edirne daha önce görmediğim bir yer olmakla beraber ciğerini bir çok kez yemiştim. Ciğer de ciğer ama herkese tavsiye ederim. Direk yemekle girdim konuya ama geziler ne kadar ilgimi çekiyorsa yemekler de o kadar ilgilimi çekiyor.


Meriç Nehri

Selimiye Camii

Meriç nehri

 
Meşhur Ciğer
Çarşı içindeki Niyazi Ustayı şiddetle tavsiye ederim.
 
Edirne nin mimarisi çok hoş gezinirken başka bir ülkede gibi bile hissedebilirsiniz kendinizi. Bir çok tarihi yapıya sahip. Köprüleri camiler külliyeleri ile muhteşem bir tarihi havanın içine çekiyor sizi.

Meriç nehiri kenarında bir çok restaurant ve çay bahçesi mevcut bizim gezimiz esnasında karnımız tok olduğu için Meriç kenarında sadece çay ve kahve içmek ile yetindik. Restaurantlar başka sefere kaldı. Fakat Edirne de de herhalde sadece ciğer yenir gibime geliyor.Ayrıca Edirne nin peynirleri çok meşhur beyaz peynir gitmişken alabilirsiniz. birde peynir tatlıları vardı fakat ben onu pek beğenmedim. Herkesin damak tadı farklı tabi.
Biz Silivri de konaklama yaptık ve yol çokta uzun sürmedi ayrıca gidişte her yer yeşil olduğu için mazaralar çok hoştu. Birde bazı yerlerde öyle güzel evler yapmışlar ki bakmaya doyamadık. Türk mimarisi ile uzak yakın ilişkisi yok sanki :)


Böylelikle Türkiye de gezip görmediğimiz sayılı yer kalıyor.  Yeni yerler keşfetmek üzere......


Sevgiler

Alev

Çiçek Zamanı

Merhaba

Daha önce yayınladığım çiçeekler yazısından sonra çiçeklerimin şimdiki hallerini de paylaşmak istedim. Gelişmeleri gösterebilmek için.

http://alevlehayat.blogspot.com/2012/10/cicekler.html

Ekim ayında alıp diktiğim menekşelerim coştu da coştu. Bir sebebi benim onlara sevgi ile yaklaşıyor olmam diğer sebebi güzel güneş görüyor olmaları diğer bir sebepte ara ara verdiğim çiçek coşturanlar :)

 
 
 
Diğer çiçeklerimde orkidelerim onlarında mevsimi geldi. Bu sene aldıklarım çiçeklerini döktü ve duraklama dönemine girdi fakat önceki senelerden yetiştirdiklerim tomurcuklarını verdiler. Daha önceki yazımda nasıl çoğaltılabileceklerinden bahsetmiştim. Şimdide nasıl tomurcuk verdiklerini göstermek istedim.
 
 
Bu bitkilerinde yine yerlerini sevmeleri ve direk güneş almadan aydınlık bir ortamda olmaları gerekiyor. Ayrıca su çok önemli ne az nede çok su vermemelisiniz. Çok hassas bitkiler :) Bu nedenle birine sevgili eşimin ismini verdim öyle hitap ediyorum ona oda bana güzel güzel çiçekler açıyor. :)
 
 
Koyu renkte gördüğünüz ufak tomurcuklar yakında çiçek olacak. Üstelik çiçeği döküldüğünde bu yaprakları ana çiçekten ayırıp yeni bir orkide saksınıda yeni bir çiçek elde edeceğim.

Bu bu sene ana çiçekten ayırıp yeni saksıya aldığım bir orkidem. Oda çiçek açmak için tomurcuklanmış.

 
 
 
Bu tomurcukları görmek bana yaşam sevinci veriyor. Ayrıca üretkenliğin ne kadar güzel bir şey olduğunu gösteriyor.
 
 
Çiçekler evimizin aynı zamanda süsleri yakında balkonlarımıda çiçeklendirmeye başlayacağım. Buralara bahar gelmek üzere bu ay sonuna doğru balkonlarımı sardunyalarla doldurma niyetindeyim. Hazırlıklarımı tamamladığımda onlarıda sizlerle paylaşacağım. Tabiki nasıl bakıldıkları ve nasıl üretilebilecekleri ile birlikte.
 
Bu arada sizlere bir de site önerebilirim. Ben çok eski yıllarada sıkı takipçisi idim. Daha sonra nedendir bilimez ara verdim. Geçenlerde yeniden hatırlayıp girip üye oldum. Bitkilerle ilgili her konu da bildi alabildiğim güzel bir kaynak.
 
 
 
Evimizi güzelleştiren bir diğer şeyde duvarlarımıza astığımız tablolar. Ben geçen hafta içinde iki ayrı siteden tablo ve saat siparişi verdim.  Saatler çok dekoratif. Tabloların bazılarını siteden seçtim. Bir tanesini ise eşimle bir gezimiz sırasında çektiğimiz bir fotografın örneğini gönderdim ve baskı bir tablo yaptırdım. Muhtemeş oldu. Hemde başka birinin evinde karşılaşma ihtimalimiz yok :) Tamamen bize özel.
 
Sitelerin adları ;
 
http://www.tablo360.com  Burası galeri gibi siz var olan tablolardan seçiyorsunuz ve kanvas kumaşa yağlı boya püskürtme tekniği ile yapıyorlar.
 
 
http://www.izmirtablo.com/ Bu site dede hem saatler var hem tablolar ve dilerseniz istediğiniz resimi göndererek tablo yada saat yaptırabiliriyorsunuz. Hediye olarak bile kullanılabilir.
 
 
Yazıyı okuduktan sonra sorularınız olursa ben buralardayım. Seve seve cevaplandırabilirim.
 
 
Sevgiler
 
Alev
 
 

 
 


18 Şubat 2013 Pazartesi

Şekerpare ve Mısır Ekmeği

Merhaba

İstanbul a gitmeden önceki Cuma evdekilere ufak bir ziyafet vereyim dedim. Nasıl olsa ben gittikten sonra 2 hafta boyunca ev yemeğine hasret kalacaklardı. :)


Menümde Salçalı biftek, patates püresi, rus salatası, tatlı olarak şekerpare ve ekmek olarak Mısır ekmeği.

 
Mısır Ekmeği
2 su bardağı mısır unu (250 gr)
- 2 çorba kaşığı zeytinyağı
- 2 çorba kaşığı süt
- 1 çorba kaşığı dolu dolu yoğurt
- 1 silme tatlı kaşığı tuz
- 2 silme tatlı kaşığı toz şeker
- 1 çay kaşığı karbonat
- Kek kıvamı elde edilinceye kadar eklenecek su
Mısır ununu eledikten sonra içine su hariç tüm malzemeleri ekleyin. Yumuşak bir kek hamuru elde edinceye kadar su ekleyin. Önemli ipucu: Ekleyeceğiniz suyun bir özelliği var: Kaynattığınız suyun kaynarlığını biraz almak için içine az bir miktar içme suyu katmanız gerekiyor. Yani suyun ılık değil, sadece kaynarlığının biraz kırılması lazım. Yağlanmış tepsiye yaydığınız çiğ hamurun üzerinde, bıçak yardımıyla dilimleri belirleyin. Ekmek piştiğinde üzerinde bu izler kalacak ve porsiyonlara ayırmanızı kolaylaştıracak. Silikon kalıp kullanmak daha pratik olsa da, yağlayacağınız bir borcamı da kullanabilirsiniz. Önceden ısıtılmış 200 derece fırında yaklaşık 30-40 dakika pişirin.
 
Benim elimdeki un çok ince idi. Daha kalın çekilmiş bir un ile çok daha güzel olacağına eminim.

 
 
1 paket margarin, oda sıcaklığında
1 su bardağı pudra şekeri
4 yemek kaşığı irmik
2 yemek kaşığı hindistan cevizi
2 yumurta
4 su bardağı un
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu

Şerbeti için:

3 su bardağı şeker
4 su bardağı su
yarım limonun suyu

Şekerparelerin hazırlanması:
1. 1 paket yumuşak margarin, 1 su bardağı pudra şekeri, 4 yemek kaşığı irmik, 2 yemek kaşığı hindistan cevizi, 2 yumurta, 4 su bardağı un, 1 paket vanilya ve 1 paket kabartma tozunu karıştırarak yumuşak bir hamur elde edin. (unu her zamanki gibi azar azar ekleyin.)
2. Hamurdan kurabiye yapar gibi küçük parçalar alıp hafif düzleyin.
3. Önceden ısıtılmış fırında pişirin.

Şerbetin hazırlanması:
1. 3 su bardağı şekeri ve 4 su bardağı suyu küçük bir tencerede kaynatın. Kaynadıktan 5 dakika sonra yarım limonun suyunu ekleyip kısa bir süre daha kaynatın.
2. Ateşten alıp ılıtın. 3. Şekerpareler piştiği zaman fırından çıkarıp 3 dakika bekletin.
3 dakika sonunda ılık olan şerbeti (püf noktası; şekerpareler sıcak, şerbet ılık olmalı) şekerparelerin üzerine gezdirin.
4. Tepsinin üzerine başka bir tepsi kapatıp servis yapacağınız zamana kadar bekletin.
Tadı nefis oldu. Haftasonunda tanesi kalmadı. Kızım hergün anne şekerpare yapsana yine diye peşimde geziniyor :)


Sevgiler

Alev

Yarı Yıl Tatili


Merhaba

Uzun zaman oldu ayrı kaldık. Yarı yıl tatili nedeni ile İstanbul'u yani memleketimi ziyarete gittik. Dolayısıyla da bilgisayarımdan uzakta kaldım :)

İstanbul seyatimiz iki etaplıydı. İlk bir hafta ben yalnız idim. İkinci hafta eşimde bize katıldı.

Gitmeden İstanbul İstanbul diye sayıklayan ben gittikten sonra Mersinnnnn diye sayıklamaya başladım. Boyuldum resmen. Heryer kalabalık hava kasvetli soğuk. Alışmışım ben burada mis gibi güneşli havalara 5 gün boyunca yağmur ve karanlık olunca depresyona giriyordum az daha :)

İstanbul un en iyi yanı sevdiklerimi görmek oldu. Annemle dolaştık baya  bi sonra eski iş arkadaşlarımla buluştum. Eski iş yerime gittim. Hiç özlemediğimi fark ettim sanki ofisin içinde boğucu sıkıcı bir enerji var girer girmez boğazima yapıştı. Bir an orada çalıştığım günler aklıma geldi nabzım yükseldi sonra kendime hatırlattım sadece ziyarete gittiğimi ve rahatladım. :) Bu aralar yalan değil bir meşgale arayışım var. Fakat kesinlikle o iş yeri olmadığını anladım. Home ofis bir çalışma şekli bana çok uygun. :)


Sonra diğer sosyal hayattaki arkadaşlarımı gördüm. Sohbetler kaynatmalar süperdi. Bazısı ile hiç yetmedi zaman kimisi ilede zaman nasıl geçti hiç anlamadım.

Velhasıl aslında mekanlar değil özlediklerimiz insanlar dostlar hepsi yanımızda olsa her an görebilsek ne güzel. Şehir değiştirmenin tek dezavantajı dostları aileyi özlemek.

Hava kötü olduğu için aslında yapmak istediklerimin çoğunu da yapamadım. Üzüldüğüm diğer bir konuda o güzelim şehrin gün geçtikçe daha da kalabalıklaşıp yaşanamaz hale gelmesi. Eskiden trafiğin saatleri vardı şimdi ise her saat trafik var.  Buradan imkanı olupta İstanbul'u bırakmak isteyenlere Allah Kurtarsın diyeceğim. :)


Bir sonraki ziyaretim herhalde yaza olur onda da muhtemelen şehrin içinde pek dolaşmam :)

Kısa ziyaretin karı bol bol alışveriş yapabildim. Mersin'de kıyafet ve bazı yapı marketler olmadığı için yada çeşitlilik az olduğu için bir çok alışveriş işimi İstanbul 'a bıraktım. Eşim gelene kadar kıyafet ayakkabı çanta alışverişleri eşim geldikten sonra da İKEA alışverilerini tamamladık. İKEA ilk açıldığında hiç  sevmiyordum bana karışık dağınık geliyordu. Ürünler uyduruk geliyordu fakat artık vazgeçilmezim oldu diyebiliriz. Keşke Mersin e de İKEA açılsa.

Buse'nin bebeklik arkadaşının doğum gününede gittik. Ada kız 6 yaşına geldi. Doğumu dün gibi aklımda mutlu sağlıklı uzun ömürleri olsun.




 
Güzel arkadaşlarım :)
 
 
İstabul maceramızın ikinci bölümü bir sonraki yazımda :)
 
Hoşçakalınn
 
 
Sevgiler
 
 
Alev
 

 










25 Ocak 2013 Cuma

Film Yorumları


Merhaba

Bugün karne günü okullar kapandı. 15 gün tatiliz. :) Herkes için güzel bir tatil olsun. Biz bu 15 günün bir kısmında İstanbul da olacağız. Arkadaşlarla mekanlar la aile ile hasret gidereceğiz.Artık dinlenecekmiyiz yorulacakmıyız bilemiyorum.

Önümüz deki hafta içinde 4 adet film izledik. Biraz onlardan bahsetmek istiyorum.

İlk bahsedeceğim film;

Kıyamet Günü ( The Impossible)

Naomi Watts ve Ewan Mcgregor başrolller de. 2004 yılında Tayland da gerçekleşen tsunamiyi konu almış gerçek bir ailenin öyküsü. Biraz dramatik bir film fakat görsel çekimler çok hoşuma gitti. Güzel farklı açılardan çekilmiş görüntüler var filmsizi içine alıyor ve sanki sizde o anı yaşıyorsunuz.

Takip İstanbul ( Taken 2)

Başrolde Liam Neeson aksiyon film i. Tabiki tutarsızlıklar var fakat genel anlamda hareketli bir aksiyon filmi.  Sabun köpüğü olarak değerlendirebiliriz. İstanbul da Eminönü Sultan hamam SultanAhmet'te çekmişler :) Arada Mısır çarşısı özlemimide giderdim. :) Tavsiye edilir.

Uçuş ( Flight)

Denzel Washington başrolde. Film de arızalı bir uçağı kahramanca bir maharet ile uçurarak taşıdığı 102 yolcunun 98 inin hayatını kurtaran ticari bir havayolu şirketi pilotunun hikayesi anlatılıyor. Devamaın yazmıyorum izlemenizi tavsiye ederim. Bakalım pilot kahraman mı yoksa mahkum mu olacak :)

Zincirsiz

Bu bir Tarantino filmi kesinlikle izlenmeli diyorum. Henüz vizyona girmedi Şubat ayında sinemalarda olacak fakat ben dvd olarak satınalabildim. Sizde bulabilirsiniz.
Oyuncular da güçlü; Jamie Foxx, Christoph Waltz, Leonardo Dicaprio; Kerry Washington; Samuel Jackson.

Siyahlarla beyazlar arasındaki çekişmeyi güzel bir dille anlatmış. Film in sloganı Onun özgürlüğünü aldılar. O herşeyi alıyor. :) Western tadında bir film.


Ayrıca bu hafta Gençturkcell kapsamında Pzt günkü sinema keyfinide kaçırmadık. Kardeşim sağolsun. Cem Yılmaz ın gösteri film ine gittik bu hafta benim için keyifli idi. Gülmek isteyenlere fakat bir uyarı eğer küfürden nefret ediyorsanız gitmeyin :) Fakat benim küfürle bir sorunum olmadığı için güzel güzel eğlendim. Aslında ben filmden daha çok insanların verdiği tepkilerle daha çok eğlendim. Bir adam sinema salonunda uluyordu resmen gülmek yerine :)

Bu aralar 2 yıl önceki kadar çok sinema izlemeye başladım tekrar dan mutluyum. Sonunda Mersin de istediğim gibi bir DVD ci bulmanın huzurunu ve keyfini yaşıyorum :)

Birkaç kitaptanda bahsetmek istiyorum. Geçen gün İdefix den sipariş ettim ve çok hızlı bir şekilde elime ulaştı.

Prof Dr. Sabiha Paktuna Keskin nin 3 adet kitabını aldım. Biri Davranışlara sözgeçirmek Sözsüz Disiplin. ( 8 yaşında bir kız çoçuğum var ve bazen onunla başa çıkabilmek için bazı şeyleri okumam gerekiyor yeni nesil çocuklar zor yetişiyor)


İkinci kitap Çocuk Davranışlarındaki Korkuyu tanımak ve Baş Etmek. Ben bu kitabı gece uykusuzlukları için aldım. Kızım geceleri kendi başına yatmak istemiyor ve gece sürekli uyanıp bizim yanımıza gelmek istiyor. Bir ara azalmıştı bu durum fakat 1 haftadır şiddetli olarak geri döndü kitabı hızlıca bir gözden geçirdim. Çözüm ile ilgili bir ip ucu yok fakat çocuğun yaptığı davranışların nedenini anlıyorsunuz. ben şuan davranışlarını daha iyi gözlemleyebiliyorum. Çocuk beyni bizimkinden farklı çalışıyor.


Üçüncü kitap da Kanıt Tanık Bilirkişi ( Amigdala Unutmaz 2) Bu kitabı kendi özel ilgimden aldım. Psikoloji ile uğraşmak ve okumak hoşuma gidiyor. İnsanları daha iyi anlayabildiğimi düşünüyorum.

Evett şimdilik bu kadar.

Muhtemelen tatilde yazmak için çok şey birikir bende sizlerle paylaşabilirim.

Sevgi ile kalın.

Alev

11 Ocak 2013 Cuma

Mutluluk mu? Mutsuzluk mu? Tercih Bizim mi?


Merhaba

Soğuk havalardan herhalde bu arabiraz durgun gibiyim. Belkide dinleniyorum kendimce. İş hayatında iken çevremde hep aynı sorunlardan muzdarip hep aynı şeylerden şikayet eden insanlar vardı. İşe ara vermemle beraber bu sorunları duymaktan uzaklaştım. Nedeni ise daha az insanla görüşüyor olamam olabilir. Şimdi düşündüğümde hep aynı şeyleri konuşuyormuşuz ve kısır bir döngünün içine girmişsiz anlıyorum. Kendimizi mutsuz etmek için uğraşıyormuşuz adeta yada zincir etkisi ile birbirimizi etkiliyormuşuz. Trafik çok kötü, yöneticim anlayışsız, yeteri kadar para kazanamıyorum yada bana hak ettiğim para verilmiyor diye bir sürü bahanemiz olmuş herkeste de bu olduğu için biribirimizi etkilemişiz.

Ben çok stresli ve yorucu bir iş yapıyordum. çoğu insan için duyduğunda deli misin o iş bırakılır mı? Şirketin çok iyi, iyi para kazanıyorsun çoğu insana göre böyle bir iş nasıl bırakılır dediler. Şaşıranlar çok oldu. Ben şimdi kendimi yıprattığım o işi bırakarak hayatımı geri kazandığımı hissediyorum. Eskiden çoğu şeyden şikayet ederdim. Offff  Pofff sesleri sürekli çıkardığım seslerdi. Çok sinirli idim en ufak bir terslikte sanki tüm hayatım bitmiş gibi gelirdi. Bunların hepsinden kurtuldum. Demek ki ben böyle bir insan değilmişim şartlar beni bu hale getirmiş dedim. Tabi sevgili eşimin hakkını diyemeyeceğim. Eğer o dur artık demeseydi ben hala o Offflar Püfflerle bu hayata devam eder kariyer için belkide en güzel yıllarımı harap etmiş olurdum. Sağolsun o bana destek oldu. Yapmak istediğim bir işi yapmak yada yapmaktan hoşlandığım bir şeylerle uğraşmak için. Tabi alışmış kudurmuştan beterdir diye bir atasözü var. 6 ay oldu kurumsal hayattan ayrılalı. Fakat ben yine ufak ufak kaşınmaya başladım. Çalışıp birşeyler üretmem lazım diyorum. Araştırıyorum fakat bu sefer kendimi yıpratmadan çalışmak sadece benim için bir üretim olacak şekilde bir iş yapma hedefim var.

Mutluluktan bahsederken nerelere geldim. Geçenlerde başımdan geçen bir şey anlatmak istedim aslında yada bir duyguda diyebiliriz.
Alışveriş merkezin de kızıma ve eşime ufak tefek süpriz birşeyler almak için dolaşıyordum. Elimde poşetler çantam da kitabım alışveriş arasında bir cafe de kahvemi yudumlarken bir yandan da kitabımı okumayı kısaca keyif yapmayı geçiriyordum aklımdan.  Ruh halim oldukça pozitif yüksek ölçüde neşeli yüzüm gülümser halde dolaştığım esnada bir dükkana girdim. Sabah saatleri olduğu için AVM boştu. Dükkanlarda da pek müşteri yoktu. Dükkana girmemle beraber bir görevli kız ağlayarak arka tarafa geçti.  Ben mağaza içinde bakınırken arkadan çok daha şiddetli ağlama ve bağırma sesleri geliyordu. Hayatımı tükettiniz beni mahvettiniz sözlerini duydum. Çığlıklar arasında ve bir an mutluluğumdan utandım. Neden bilmiyorum. Hemen aklıma kötü olduğum zamanlarım geldi.  Yardım edebileceğim hiç birşey yoktu. Kim bilir neler olmuştu. Sonra dedim ki şimdi sen kendine kurduğun yeni dünya da mutlusun. Fakat insanlık hala mutsuzluklar yaşamaya devam diyor. Herkes için birşeyler yapabilirmisin yada herkes senin gösterdiğin kararlılığı gösterip mutsuzluğundan sıyrılabilirmi? Bilemiyorum. Ben mutsuzluk ve imkansızlar içinde yandıktan sonra küllerinden yeni den doğabilen bir mucize olarak isimlendiriyorum kendimi. Bunu düşündükten sonra utanmam geçti. Ben mutluluk için bir savaş vermiş ve elde etmiştim. Şuan bazı arkadaşlarım seni örnek alıyoruz. Etrafımızda bu kadar kötü giden şey varken sen bize ışık oluyorsun kendimiz için istediklerimiz de umut oluyorsun diyor. Bazı arkadaşlarımda hayatında iyi giden şeyleri kimselerle paylaşma nazar değer diyor. Ben mutluluğun aynı mutsuzluk gibi paylaşıldıkça yayılacağına inanıyorum oysa ki, o nedenlede nazar değecek diye korkmuyorum.

Ben hayatta herşeye negatif bakan sürekli olumsuzu düşünen hep zorluklarla uğraşmak zorunda kalan kişi; artık hayata pozitif bakabiliyorsam, olumlu düşünebiliyorsam insanlara iyi enerji yayabiliyorsam bunu herkes yapabilir diye düşünüyorum. Önemli olan doğru seçimleri yapıp sancılı dönemleri atlatacak gücü bulup hayatı istediğiniz yönde değiştirebilmek.  Hayatta aynı ticaret gibi Risk yoksa Kazanç yok. Bazı şeyleri göze alamayıp hayata katlanıyorsanız hiç bir zaman mutluluğu aramayacaksınız anlamına geliyor.


Yani sonuç olarak aslında tercih bizim.

Uzun oldu bu yazım dolmuşum demek ki aktı gitti satırlar. Bu arada kardeşimin bizim evde kalmaya başlamasıyla bizde sinema günlerine başladık.

Bu hafta Anna Karenina filmini izledik. Tavsiye edilir. Roman çok daha derin film de bazı yerler çok daha kısa geçilmiş fakat ben filmi izlerken sinemadan çok kendimi bir tiyatro izliyormuş gibi hissettim. Filmin çekim tarzı hoşuma gitti.

Başroldeki kadın karakter de gerçekten çok güzeldi :)

Hoşçakalın mutlu kalın

Alev





4 Ocak 2013 Cuma

Film ve Kitap

Merhaba

1 Ocak tatil olması nedeni ile dışarıda gezip yorulduktan sonra evde şöyle bir sinema keyfi yapalım dedik. TV karşısındaki köşe koltuğumuza yerleştik ailece. İki film birden izledik. Arka arkaya saat  gece 1 e geliyor ki bitti seansımız. :)

Filmlerden bir Maymunlar Cehennemi Başlangıçtı. Eski bir film fakat ben seyretmemiştim. Değişik ilgi çekici geldi. İzlemeyenler var ise izleyebilirler tavsiye edilir.

İkinci filmmimizde Bourne'un Mirası film 2012 yapımı seri bir film imiş fakat ben daha önce ki filmleri izlememiştim. Filmin aksiyon sahneleri güzel aslında konuda fena değil fakat bazı yerler eksik kalmış. Film in yarısına kadar ne olduğunu anlamak için uğraşıyorsunuz. Sonu da anlamsız bitti. Yada filmin devamını çekmek için bu şekilde bıraktılar bilemiyorum. Çerezlik izlenebilir bir film. Fakat izlemezsenizde birşey kaçırmazsınız. :)

Yönetmen:
  • Oyuncular:
  • Tür
  • Ülke
    ABD 



  • Diğer bahsedeceğim film i sinemada daha yeni izledik. Eşimle beraber uzun zamandan sonra izlediğimiz ilk film oldu. Kardeşim sağ olsun Buse ile ilgilenmeyi kabul etti. Bizde hemen sinemaya daldık.  Pi'nin Hayatı. Buse'yi sinemaya götürdüğümde fragmanını izlemiştim. Fakat filmin fragmanla pek alakası yok. 3D bir film. Konusu değişik izlenebilir görseller gayet güzel.


    Yönetmen : Ang Lee
    Oyuncular : Suraj Sharma, Adil Hussain, Irrfan Khan, Gérard Depardieu
     
    Tür : Dram , Macera
    Ülke/Ülkeler : ABD


    Yeni yılla beraber yeni bir kitaba da başladım.

    Doğu'nun Limanları - Amin Maalouf

    Can çekişen Osmanlı İmparatorluğu ve Beyrut ile Fransa arasında yaşamı sürüklenen İsyan. Doğu'nun Limanları bu yüzyılın başını, bir insanın trajik öyküsünün içinden anlatıyor.

    Kitap sürükleyici insan hayatlarını anlatan kitapları severim zaten oldum olasi gidişatına bakılırsa çok çabuk bitirebileceğim bir kitap gibi duruyor. :) Tavsiye edilir.



    Sevgiler

    Alev






    Yönetmen : Ang Lee
    Oyuncular : Suraj Sharma, Adil Hussain, Irrfan Khan, Gérard Depardieu

    Tür : Dram , Macera


    Ülke/Ülkeler : ABD

    Yönetmen : Ang Lee
    Oyuncular : Suraj Sharma, Adil Hussain, Irrfan Khan, Gérard Depardieu

    Tür : Dram , Macera


    Ülke/Ülkeler : ABD